Özel Arama
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 57 Oy - 2.82 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Konu Görünümü | Doğrusal Görünüm
Anlatım bozukluğu nedir? Çeşitleri nelerdir?
08-10-10, 10:55 AM (Bu Mesaj 08-10-10 11:01 AM değiştirilmiştir. Değiştiren : akbaba.)
Mesaj: #1
Anlatım bozukluğu nedir? Çeşitleri nelerdir?
TÜRKÇE


ANLATIM BOZUKLUKLARI
Dil, toplu yaşamanın meydana getirdiği, en önemli olay ve topluma gerekli en önemli araçtır. Öğretimin anahtarı, bilgi aktarmanın ve biriktirmenin tek sağlayıcısıdır. Dil olmadan uygarlık olmaz.
Bu kadar önemli bir aracın, görevini gereği gibi yapabilmesi onun bir düzen içinde işlemesine bağlıdır. Bu düzenin adı "dil kuralları" dır.
Sözlü ve yazılı anlatım yapılırken Türkçemizi kurallarına uygun ve doğru kullanmak çok önemlidir. Bozuk bir cümle iletişimde zorluklar meydana getireceği için okuyan ya da dinleyen kişi ne demek istediğimizi anlayamaz. İşte bu nedenle kurduğumuz her cümlenin doğru olmasına, sözcüklerin yerli yerinde kullanılmasına özen gösterilmelidir.
Anlatım bozuklukları ile ilgili sorular sınavlarda önemli bir yer tutmaktadır. Bu alandaki sorular sizlerin Türkçeyi kullanmadaki yeteneğinizi ölçmek amacıyla hazırlan¬mıştır.
Anlatım bozuklukları, burada "sözcük düzeyinde" ve "cümle düzeyinde" olmak üzere iki bölümde incelenecektir.

Burada"sözcük düzeyindeki anlatım bozuklukları" üzerinde duracağız.
SÖZCÜK DÜZEYİNDEKİ ANLATIM BOZUKLUKLARI
Sözcük düzeyindeki anlatım bozuklukları anlatımın duruluk, açıklık ve anlamca uygunluk ilkelerine dikkat edilmemesi nedeniyle oluşur ve aşağıdaki başlıklar altında incelenebilir.
1. Gereksiz Sözcük kullanımı
2. Gereksiz Yardımcı Eylem Kullanımı
3. Gereksiz Ek Kullanımı
4. Yanlış Anlamda Sözcük Kullanımı
5. Birbirine Karıştırılan Sözcükler
6. Anlamca Çelişen Sözcük Kullanımı
7. Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanımı
8. Yanlış Yapılandırılmış Sözcükler
9. Kişi Zamirinin Eksik Kullanımı
10. Deyimlerin Yanlış Kullanımı
11. Tamlama Yanlışları

1. GEREKSİZ SÖZCÜK KULLANIMI
Bir cümlede gereksiz söz ya da sözcüğün bulunma¬sı anlatımın temel niteliklerinden biri olan duruluğu bozar.
Eşanlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması ya da görevi olmayan bir sözcüğe cümlede yer verilmesi anlatımın gücünü azaltır.
Bir sözcüğü çıkardığımızda cümlenin anlamında bir daralma, anlatımda bir bozulma olmuyorsa o sözcük gereksiz kullanılmıştır.
Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcükler gerek¬siz kullanılmıştır. Şimdi bunları inceleyelim :
• Gizli sırlarımı herkese anlatmış.
("Sır" gizli olur, bu nedenle "gizli" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır.)
• Karşılıklı mektuplaşmalar zaman zaman devam edi¬yor.
("Mektuplaşmak" karşılıklı yapılan bir eylemdir, bu nedenle "karşılıklı" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır.)
• Adam tam üç saat süre ile dalgalarla savaşmış.
("Üç saat" zaten bir süredir, bu nedenle "süre ile" sözünü kullanmak gereksizdir.)
• Oynarken ayaklarının tabanlarını gülünç denebile¬cek bir şekilde yere sürtüyordu.
("Denebilecek" sözcüğünün cümlede bir görevi yoktur. Cümleden çıkarılması anlamda bir daralma¬ya neden olmaz, bu nedenle gereksiz kullanılmıştır.)
• Bebeğiniz analı babalı, sağlıklı ve sıhhatli büyür inşallah.
("sağlık" ve "sıhhat" eşanlamlıdır, bu nedenle biri gereksiz kullanılmıştır.)
• Yeniden aynı sözleri tekrarlamak istemiyorum.
("Tekrarlamak", "yeniden söylemek" anlamına geldiği için "yeniden" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır,
• Yağmur damlaları ince ince saçaklardan aşağı düşüyordu.
(Yağmurun saçaklardan düşmesi zaten aşağı" yönde olur Bu nedenle "aşağı" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır.)

2. GEREKSİZ YARDIMCI EYLEM
KULLANIMI
"Etmek, eylemek, olmak..." gibi yardımcı eylemlerden önce gelen adlar, eylem olarak kullanılabiliyorsa yar¬dımcı eyleme gerek yoktur.
Aşağıdaki cümlelerde gereksiz yardımcı eylem¬ler kullanılmıştır. Şimdi bunları inceleyelim :
• Davranışlarını düzeltinceye kadar bu oyuncaklara dokunmanı yasak ediyorum.
("Yasak ediyorum" yerine "yasaklıyorum" eylemi kullanılabildiği için "ediyorum" yardımcı eylemi ge¬reksizdir.)
• Bu konuda seninle yarış edemem.
("Yarış edemem" yerine "yanşamam" getirilebildiğinden "edemem" yardımcı eylemi gereksizdir.)
• Kardeşi hasta olunca bütün zamanını ona verdi.
("Hasta olunca" yerine "hastalanınca"getirilebildiğinden "olmak" yardımcı eylemine gerek yoktur.)
• Şimdi size çok istek alan bir şarkıyı dinletmek istiyorum.
("istek alan" yerine "istenen" sözcüğü getirebildiğinden "alan" yardımcı eylemine gerek yoktur.)
Yardımcı eylemlerle ilgili bilgilere ilerideki sayılarımızda yer verilecektir.
3. GEREKSİZ EK KULLANIMI
a) Çokluk anlamı taşıyan sıfatla kurulan bir sıfat tamlamasında, ad, çoğul eki alırsa anlatım bozukluğu meydana gelir.
UYARI :
"-(s) ı" iyelik eki cümleye "onun" anlamını katar. Bu ekin gereksiz olup olmadığını anlamak için sözcüğe "onun" zamiri eklenir. Cümleyi bozuyor¬sa ek gereksizdir, bozmuyorsa gereklidir.
• Adam, konuşmasını bilmiyor.
Adam, (onun) konuşmasını bilmiyor. ("Onun" zamiri sözcüğe getirildiğinde cümle bozuldu."-(s) ı" iyelik ekinin kullanılması gereksizdir. Cümle "Adam, konuşmayı bilmiyor." şeklinde olmalıdır.)
• Müzikle uğraşmasından gurur duyuyorum.
(Onun) Müzikle uğraşmasından gurur duyuyorum. ("onun" zamiri cümleyi bozmadı. Anlatım bozukluğu yok. İyelik eki doğru kullanılmıştır.)
4. YANLIŞ ANLAMDA SÖZCÜK KULLANIMI
Her sözün bir ya da birkaç anlamı vardır. Sözcükleri ve söz öbeklerini anlam inceliklerine dikkat etmeden kullanmak anlatım bozukluğuna yol açar. Bu nedenle istenen düşünceyi karşılayacak en doğru sözü seçmek anlatımda çok önemlidir.
Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcükler anlam inceliğine dikkat edilmediğinden kullanıldığı için an¬latım bozukluğu meydana gelmiştir.
• Senin sayende bütün gün sokakta kaldım.
("sayende" sözcüğü "yardımınla" anlamına gelmektedir. Bu nedenle olumlu durumlar için kullanılır. Cümleye "sayende" yerine "yüzünden" sözcüğü getirilmelidir.)
• Doğalgaz fiyatlarının pahalı olması bütçemizi olumsuz etkiledi.


Şimdi aşağıdaki örneği inceleyelim :
Birçok yanlışların var, bunları düzeltmen zaman ala¬cak.
(Cümledeki altı çizili ek gereksiz kullanılmıştır. Çün¬kü "birçok" sözcüğü çokluk anlamı taşıyan bir sıfat¬tır, bu nedenle sıfat tamlaması "birçok yanlışlar" de¬ğil "birçok yanlış" şeklinde kurulmalıdır.)
Kime ya da neye ait olduğunun belirtilmesine gerek olmayan varlık ve kavramları tekil 3. kişiye ait iyelik eki olan "-(s) ı" ile kullanmak anlatımı bozar.
Şimdi aşağıdaki örneği inceleyelim :
Herhangi bir konuda tartışmasını hiç bilmiyoruz.
b)
(Cümledeki altı çizili "-(s) ı" iyelik eki gereksiz kulla¬nılmıştır. Çünkü bu ek cümledeki "tartışma" sözcü¬ğünün "kime, neye" ait olduğunu bildirmez.) Cümle "... tartışmayı hiç bilmiyoruz." şeklinde olmalıdır.
(Fiyatlar "pahalı" olmaz, "yüksek" ya da "düşük" olur. Cümle, "Doğalgaz fiyatlarının yüksek olması bütçemizi olumsuz etkiledi." şeklinde düzeltilebilir.)
• Her insanın en büyük kaygısı toplumda saygın bir yer edinmektedir.
(Saygın bir yer edinmek "kaygı" duyulacak bir du¬rum değildir, "kaygısı" sözcüğü yanlış anlamda kul¬lanılmıştır. Onun yerine "isteği" sözcüğü kullanıla¬bilir.)
• Yıldan yıla biriken borçlar, ülkenin ekonomik yön¬den dışa bağımlılığını sağladı.
("sağlamak" elde edilmesi istenen bir şeyi olumlu bir sonuca ulaştırmaktır. Cümlede olumsuz bir du¬rumdan söz edildiği için "sağladı" yerine "yol açtı" ya da "neden oldu" sözü kullanılmalıdır.)

• Bazılarımız, bu durumun uzun sürmeyeceğini savundu.
("savunmak", "müdafaa etmek" anlamında kullanı¬lır. Bu, bir saldırıya ya da düşünceye karşı yapılan bir davranıştır. Cümlede savunulacak bir durum ol¬madığına göre "savundu" yerine "ileri sürdü" ya da "belirtti" sözü kullanılmalıdır.)
• Kaldırımlarda boyacılar vardı; hepsinin eli yüzü, üs¬tü başı boyaya bezenmişti.
("Bezenmek", "süslenmek" anlamına gelir. Sözcük anlam inceliği gözetilmeden kullanılmıştır. Çünkü bu cümlede "süslenmek" söz konusu değildir. Onun yerine "bulanmıştı" sözcüğü kullanılmalıdır.)
• Bu küçümsediğin para bize bir ay yetiyor, ("küçümsemek" hor görmek anlamına gelir. Para nicel bir sözcük olduğu için küçümsenmez, "azım- sanır" yani az görülür. Cümle "Bu azımsadığın para, bize bir ay yetiyor." olmalıdır.)
5. BİRBİRİNE KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER
Aynı kökten gelen ve ses bakımından birbirine yakın olan sözcüklerin karıştırılması anlatım bozukluğuna yol açar.
Aşağıda birbirine karıştırılan sözcüklerin kulla¬nıldığı bazı örneklere yer verilmiştir:
• Yazarın kendine özel anlatımı bu eserde de görülü¬yor.
özel: Yalnız bir kişiye, bir şeye ait olan, hususi özgü : Yalnız onda bulunan, kendine has olan Bu cümlede "özel" yerine "özgü" sözcüğü kullanıl¬malıdır.
• Başkan seçiminde beş üye çekingen kaldı, çekingen : Sıkılgan, ürkek
çekimser : Oy vermekten kaçınan Bu cümlede "çekingen" yerine "çekimser" sözcüğü kullanılmalıdır.
• Katilin resmini çeken adam onu gazetecilere ver¬miş.
resim : Bir kişi tarafından çizilir, fotoğraf : Fotoğraf makinesiyle çekilir. Bu cümlede "resim" yerine "fotoğraf" sözcüğü kul¬lanılmalıdır.
• Olayların büyüme olanağı artıyor, olanak : İmkân, uygun koşul
olasılık : İhtimal, bir şeyin olabilme durumu, olası
Bu cümlede "olanak" yerine "olasılık" sözcüğü kul¬lanılmalıdır.
• İkisi arasındaki ayrıntı açıkça görülüyor, ayrıntı: İncelik, detay
ayrım : fark
Bu Gümlede "ayrıntı" yerine "ayrım" kullanılmalıdır.
6. ANLAMCA ÇELİŞEN SÖZCÜK KULLANIMI
Bir cümiede "kesinlik" bildiren bir sözle "olasılık" ve "belirsizlik" bildiren bir sözün birlikte kullanılması anlatı¬mın açıklığını bozar. Yani, cümlenin anlaşılmasını güçleş¬tirir.
Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözlerin bir arada kullanılması anlatımı bozmuştur:
• Sanıyorum öğleden sonra kesin gelir.
(Cümlede "sanıyorum" sözcüğü belirsizlik, "kesin" sözcüğü de kesinlik bildirdiği için anlam belirsizliği meydana gelmiş. Cümlede sözü edilen kişi "kesin olarak" gelecek mi; yoksa gelip gelmeyeceği "belli değil" mi?)
• Seninle aşağı yukarı tam beş yıldır görüşemiyoruz.
(Cümlede "aşağı yukarı" sözü yaklaşıklık, "tam" sözcüğü ise kesinlik bildirmektedir. Bu durum an¬lamda bulanıklığa neden olmuştur.)
• Hiç kuşkusuz Türk sanat müziğini de seviyor olmalı.
(Cümlede "hiç kuşkusuz" sözü kesinlik "seviyor ol¬malı" sözü olasılık bildirdiği için anlam belirsizliği meydana gelmiş.
• Size bu olayın ayrıntılarını kısaca anlatıyorum.
(Cümlede "ayrıntı" sözcüğü detaylı anlatmak anla¬mına gelir, bu nedenle "kısaca" sözcüğüyle çelişe¬rek anlam bulanıklığına yol açar.)
• Artık yavaş yavaş eşyalarını toplavıverelim.
(Cümlede toplayıverelim tezlik bildirir, "yavaş ya¬vaş" sözü bu sözcükle çeliştiği için anlatım bozuk¬luğu meydana gelmiştir.)
7. SÖZCÜĞÜN YANLIŞ YERDE
KULLANIMI
Sözcüklerin ve sözlerin cümle içinde bulunması ge¬reken yerden başka bir yerde kullanılması, bazen anlam bulanıklığına bazen de amacın dışında bir anlamın orta¬ya çıkmasına yol açar. Bu nedenle, özellikle sıfat ve zarf görevli sözlerin kullanıldığı yerlere özen gösterilmelidir.
Aşağıdaki altı çizili sözcük ve sözler yanlış yer¬de kullanılmıştır.
~ -V
• Özel bayram indiriminden biz de yararlandık.
(Cümlede "özel" sözcüğünün yeri amaca uygun de¬ğildir. Burada sözü edilen "özel bayram" değil, "özel indiriırT'dir.)
• Her çeşit yasa dışı faaliyete karşı duyarlı olmalıyız.
(Cümlede "her çeşit" sözünün yeri değiştirilmelidir. Burada sözü edilen "her çeşit yasa" değil, "her çe¬şit faaliyet"tir.)
• Konu, basımı bitmekte olan kitabîn birinci cildinde yer alıyor.
(Cümlede bir anlam belirsizliği vardır, "basımı bit¬mekte olan" bütün kitap mıdır, yoksa kitabın birinci cildi mi, belli olmuyor, "basımı bitmekte olan" sözü, "birinci cildinde" sözünden önce getirilerek anlatım belirsizliği düzeltilebilir.)
• Bu gün yirminci evlilik yıldönümümüzü kutlayaca¬ğız.
(Cümlede sözü edilen "yirminci evlilik" değil, "yir¬minci yıldönümü" dür. Cümle bu haliyle "evliliğin yirmi defa yapılmış olduğu" gibi bir yanlış anlamaya yol açabilir. Cümleyi "Bugün, evliliğimizin yirminci yıldönümünü kutlayacağız." şeklinde düzeltebiliriz.)
• Yeni otobüse binmiştim ki telefonum çaldı.
("yeni" olan otobüs değil, "binme" eylemidir. Cüm¬le "Otobüse yeni binmiştim ki telefonum çaldı." şek¬linde olmalıdır.)
8. YANLIŞ YAPILANDIRILIMIŞ SÖZCÜK
KULLANIMI
Sözcüklerin kalıplarının bozulması, gereksiz ya da eksik ek kullanımı gibi nedenlerle dilbilgisi kurallarına ay¬kırı olarak yapılandırılmış sözcükler anlatım bozukluğuna yol açar.
Aşağıdaki yanlış yapılandırılmış sözcükleri ince¬leyelim.
• Annem bir yıldır pehriz yapıyor.
(Cümledeki "pehriz" sözcüğünün kalıbı bozularak yanlış yapılandırılmıştır. Sözcük "perhiz" şeklinde kullanılmalıdır.)
• Hoşgörünün bir erdemlik olduğunu söyledi.
("erdem" fazilet anlamına gelen bir sözcüktür, "fazi¬letli olmak" sözcüğünün Türkçesi "erdemlilik"tir. Bu cümlede ya sadece "erdem" ya da "erdemlilik" de¬mek gerekirdi.)
• Sosyal huzurun bozulmaması, yargıç güvenceli- ğinin zedelenmemesi, büyük önem taşır.
(Türkçede "güvencelik" diye bir sözcük yoktur. Sözcükteki "-lık" eki yanlış yerde kullanılmıştır. Söz "yargıç güvenceliği" yerine "yargıçlık güvencesi" şeklinde olmalıdır.)
• Köylü gençlerin kurduğu bu dernek, bölgeye yesye- ru. hizmetler sundu.
("Yesyeni" sözcüğünde yanlış yapılandırma söz ko¬nusudur. Sözcük "yepyeni" şeklinde olmalıdır.)
9. KİŞİ ZAMİRİNİN EKSİK KULLANIMI
Bazı cümlelerde kişi zamirinin kullanılması anlam bulanıklağına yol açar. Cümlede bir sözcüğün neye ya da hangi kişiye ait olduğu çıkarılamıyorsa kişi zamirinin mutlaka kullanılması gerekir.
Zamir konusu dergimizin ileriki sayılarında işlene¬cektir.
Aşağıdaki cümlelerde kişi zamiri eksikliğinden oluşan anlatım bulanıklığı vardır :
• Yarışmayı kazandığına sevindim.
(Cümlede yarışmayı kimin kazandığı belli değil. "Onun yarışmayı kazandığına mı sevindim." yoksa "Senin yarışmayı kazandığına mı sevindim." belli değil. Bu nedenle belirtilen kişi zamirlerinden biri cümleye mutlaka getirilmelidir.)
• Kaybolan kitabını görmedim.
(Cümlede kaybolan kitabın kime ait olduğu belirsiz. "Senin kaybolan kitabını mı görmedim." yoksa "Onun kaybolan kitabını mı görmedim." belli değil. Bu nedenle belirlenen kişi zamirlerinden biri cümle¬ye getirilmelidir.)
• Sinirleri iyice bozulmuş.
Onun sinirleri iyice bozulmuş.
Kendi sinirleri iyice bozulmuş.
Altı çizili zamirlerden birinin bu cümleye getirilmesi anlam bulanıklığını ortadan kaldırır.)
10. DEYİMLERİN YANLIŞ KULLANIMI
Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Bir deyimin kalıbının bozulması ve cümlenin anlamına uygun kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar.
Aşağıdaki cümlelerde deyimlerin yanlış kullanıl¬ması anlatım bozukluğuna yol açmıştır.
• Bu işi tereyağından kıl çıkarır gibi hallettik.
(Cümledeki deyimin doğru kullanılışı "tereyağından kıl çekmek" tir. Görüldüğü gibi deyimin kalıbı bozu¬larak anlatım bozukluğu yapılmıştır.)
• Birkaç gündür yüzünden dökülen bin parça; neler oluyor?
(Cümledeki deyimin doğru kullanılışı "yüzünden dü¬şen bin parça"dır. Cümlede deyimin kalıbı bozula¬rak anlatım bozukluğu yapılmıştır.)
•Davetli listesine kendine yakın kişileri alarak şim¬şekleri üzerinde topladı.
(Cümledeki deyimin doğru kullanılışı "şimşekleri üzerinde çekmek"tir. Deyimin yapısı bozularak an¬latım bozukluğu yapılmıştır.)
• O, her zaman yerli yerinde davranır, her işe burnu¬nu sokardı.
("Her işe burnunu sokmak" kendiyle ilgisi bulunma¬yan işe karışmak, anlamına gelir. Her zaman yerli yerinde davranan biri kendiyle ilgisi olmayan işlere karışmaz. Öyleyse deyim, cümlenin anlamına uy¬gun kullanılmamıştır.)
• Polis, suçluların üstesinden geleceğini söyledi.
("Üstesinden gelmek", bir işi başarmak, demektir. "Suçlular" başarılacak bir iş değil, "hakkından geli¬necek" kişilerdir. "Üstesinden gelmek", "hakkından gelmek" deyiminin yerine kullanılarak anlatım bozukluğu yapılmıştır.)
UYARI :
Deyimlerin kalıplarının bozulmasının anlatım bozukluğuna yol açtığını belirttik. Aynı durum atasözleri için de geçerlidir.
"Su testisi çeşme yolunda kırılır." Yanlış "Su testisi su yolunda kırılır." Doğru "Ateş değdiği yeri yakar." Yanlış "Ateş düştüğü yeri yakar." Doğru
11. TAMLAMA YANLIŞLARI
Dilimizdeki ad ve sıfat tamlamalarının tamlama kurallarına uygun olarak oluşturulmaması anlatım bozukluğuna neden olur, cümlenin kolayca anlaşılmasını engeller.
a) Ad tamlamalarında kullanılan tamlama öğelerinin ve eklerinin uyumlu olmaması, bu eklerin eksik ya da gereksiz kullanılması anlatım bozukluklarına yol açmaktadır.
Aşağıdaki cümlelerde ad tamlamalarında görülen anlatım bozukluklarına yer verilmiştir.
• İyi bir öğretmen, öğrencilerini iyi tanıması gerekir.
(Cümlede "tanıması" sözcüğü belirtili ad tamlamasının tamlananıdır. Tamlayanı ise "öğretmen" sözcüğüdür. Ancak bu tamlamada bulunması gereken "-in" tamlayan ekinin eksikliği anlatım bozukluğu nedenidir. Cümle "İyi bir öğretmenin, öğrencilerini iyi tanıması gerekir." Şeklinde düzeltilebilir.)
• Ormanda yaptığımız kamp sırasında hayvanların, böceklerin, kuşların ötüşü bizi biraz rahatsız etti.
(Bu cümlede birden çok tamlayanı olan bir belirtili ad tamlaması kullanılmıştır.

"hayvanların, böceklerin, kuşların ötüşü
Tamlayan Tamlayan Tamlayan Tamlanan

Cümledeki "böceklerin ötüşü" ve "kuşların ötüşü" tamlamalarında bir uyumsuzluk yok. Ancak "hayvanların ötüşü" tamlamasında bir uyumsuzluk söz konusu. Çünkü hayvanlar (geyikler, sincaplar...) ötmez. Burada bir tamlayan eksikliği vardır. Cümle- "Ormanda yaptığımız kamp sırasında hayvanların sesi, böceklerin ve kuşların ötüşü bizi biraz rahatsız etti." şeklinde düzeltilebilir.
• Daha yemek yapmasını bile öğrenemedi.
("Yemek yapmasını" sözündeki altı çizili tamlanan eki gereksiz kullanılmıştır. Çünkü bu sözün bir tam- layanı yoktur. Sözün "yemek yapmayı" şeklinde ol¬ması gerekir.
b) Sayı sıfatları ve çokluk bildiren belgisiz sıfatlarla yapılan sıfat tamlamalarının tamlananı tekil olur. Aksi durumda bu tamlamaların kullanıldığı cümlelerde anlatım bozukluğu meydana gelir.
• Bu günlerde birkaç projeler üzerinde çalışıyoruz.
(Cümledeki "birkaç projeler" tamlamasında sıfat çokluk bildirdiği için "projeler" sözcüğü "proje" şeklinde yazılmalıdır.
• Her tür kitaplar (Yanlış) Her tür kitap (Doğru)
• İki farklı kişilikler (Yanlış) iki farklı kişilik (Doğru)
c) Ad ve sıfat için ortak tamlanan kullanılması anlatımı bozar. Ad ve sıfat için ayrı ayrı tamlanan olmalıdır.
• Olumlu, olumsuz ve soru cümlelerini işleyeceğiz.
(Bu cümlede tamlayan eksikliği vardır. Çünkü "olumlu, olumsuz" sözcükleri sıfattır. "Soru cümleleri" ise bir ad tamlamasıdır. Bu ad tamlamasının tamlananı sıfatların tamlananı olamaz. Bu nedenle "olumlu, olumsuz" sözcüklerin başka bir tamlanan alması gerekir. Aksi halde anlatım bozukluğu gelir. Cümle "Olumlu, olumsuz cümleler ve soru cümlelerini işleyeceğiz." şeklinde olmalıdır.)

:exclamation:
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
02-02-12, 12:25 PM
Mesaj: #2
RE: Anlatım bozukluğu nedir? Çeşitleri nelerdir?
İlk okul öğretmenim Adem GÜMÜŞ'ülatmıştı ve hala onun anlattığı şekilde biliyorum.
Anlatım bozukluğu nedir diye düşündüm de birden kendisi aklıma geldi yazma gereksinimi duydum saygıyla selamlıyorum kendisini.

(08-10-10 10:55 AM)akbaba Yazılan: Üye olmayanlar linkleri göremez Ücretsiz üyelik için tıklayınız.
TÜRKÇE


ANLATIM BOZUKLUKLARI
Dil, toplu yaşamanın meydana getirdiği, en önemli olay ve topluma gerekli en önemli araçtır. Öğretimin anahtarı, bilgi aktarmanın ve biriktirmenin tek sağlayıcısıdır. Dil olmadan uygarlık olmaz.
Bu kadar önemli bir aracın, görevini gereği gibi yapabilmesi onun bir düzen içinde işlemesine bağlıdır. Bu düzenin adı "dil kuralları" dır.
Sözlü ve yazılı anlatım yapılırken Türkçemizi kurallarına uygun ve doğru kullanmak çok önemlidir. Bozuk bir cümle iletişimde zorluklar meydana getireceği için okuyan ya da dinleyen kişi ne demek istediğimizi anlayamaz. İşte bu nedenle kurduğumuz her cümlenin doğru olmasına, sözcüklerin yerli yerinde kullanılmasına özen gösterilmelidir.
Anlatım bozuklukları ile ilgili sorular sınavlarda önemli bir yer tutmaktadır. Bu alandaki sorular sizlerin Türkçeyi kullanmadaki yeteneğinizi ölçmek amacıyla hazırlan¬mıştır.
Anlatım bozuklukları, burada "sözcük düzeyinde" ve "cümle düzeyinde" olmak üzere iki bölümde incelenecektir.

Burada"sözcük düzeyindeki anlatım bozuklukları" üzerinde duracağız.
SÖZCÜK DÜZEYİNDEKİ ANLATIM BOZUKLUKLARI
Sözcük düzeyindeki anlatım bozuklukları anlatımın duruluk, açıklık ve anlamca uygunluk ilkelerine dikkat edilmemesi nedeniyle oluşur ve aşağıdaki başlıklar altında incelenebilir.
1. Gereksiz Sözcük kullanımı
2. Gereksiz Yardımcı Eylem Kullanımı
3. Gereksiz Ek Kullanımı
4. Yanlış Anlamda Sözcük Kullanımı
5. Birbirine Karıştırılan Sözcükler
6. Anlamca Çelişen Sözcük Kullanımı
7. Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanımı
8. Yanlış Yapılandırılmış Sözcükler
9. Kişi Zamirinin Eksik Kullanımı
10. Deyimlerin Yanlış Kullanımı
11. Tamlama Yanlışları

1. GEREKSİZ SÖZCÜK KULLANIMI
Bir cümlede gereksiz söz ya da sözcüğün bulunma¬sı anlatımın temel niteliklerinden biri olan duruluğu bozar.
Eşanlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması ya da görevi olmayan bir sözcüğe cümlede yer verilmesi anlatımın gücünü azaltır.
Bir sözcüğü çıkardığımızda cümlenin anlamında bir daralma, anlatımda bir bozulma olmuyorsa o sözcük gereksiz kullanılmıştır.
Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcükler gerek¬siz kullanılmıştır. Şimdi bunları inceleyelim :
• Gizli sırlarımı herkese anlatmış.
("Sır" gizli olur, bu nedenle "gizli" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır.)
• Karşılıklı mektuplaşmalar zaman zaman devam edi¬yor.
("Mektuplaşmak" karşılıklı yapılan bir eylemdir, bu nedenle "karşılıklı" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır.)
• Adam tam üç saat süre ile dalgalarla savaşmış.
("Üç saat" zaten bir süredir, bu nedenle "süre ile" sözünü kullanmak gereksizdir.)
• Oynarken ayaklarının tabanlarını gülünç denebile¬cek bir şekilde yere sürtüyordu.
("Denebilecek" sözcüğünün cümlede bir görevi yoktur. Cümleden çıkarılması anlamda bir daralma¬ya neden olmaz, bu nedenle gereksiz kullanılmıştır.)
• Bebeğiniz analı babalı, sağlıklı ve sıhhatli büyür inşallah.
("sağlık" ve "sıhhat" eşanlamlıdır, bu nedenle biri gereksiz kullanılmıştır.)
• Yeniden aynı sözleri tekrarlamak istemiyorum.
("Tekrarlamak", "yeniden söylemek" anlamına geldiği için "yeniden" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır,
• Yağmur damlaları ince ince saçaklardan aşağı düşüyordu.
(Yağmurun saçaklardan düşmesi zaten aşağı" yönde olur Bu nedenle "aşağı" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır.)

2. GEREKSİZ YARDIMCI EYLEM
KULLANIMI
"Etmek, eylemek, olmak..." gibi yardımcı eylemlerden önce gelen adlar, eylem olarak kullanılabiliyorsa yar¬dımcı eyleme gerek yoktur.
Aşağıdaki cümlelerde gereksiz yardımcı eylem¬ler kullanılmıştır. Şimdi bunları inceleyelim :
• Davranışlarını düzeltinceye kadar bu oyuncaklara dokunmanı yasak ediyorum.
("Yasak ediyorum" yerine "yasaklıyorum" eylemi kullanılabildiği için "ediyorum" yardımcı eylemi ge¬reksizdir.)
• Bu konuda seninle yarış edemem.
("Yarış edemem" yerine "yanşamam" getirilebildiğinden "edemem" yardımcı eylemi gereksizdir.)
• Kardeşi hasta olunca bütün zamanını ona verdi.
("Hasta olunca" yerine "hastalanınca"getirilebildiğinden "olmak" yardımcı eylemine gerek yoktur.)
• Şimdi size çok istek alan bir şarkıyı dinletmek istiyorum.
("istek alan" yerine "istenen" sözcüğü getirebildiğinden "alan" yardımcı eylemine gerek yoktur.)
Yardımcı eylemlerle ilgili bilgilere ilerideki sayılarımızda yer verilecektir.
3. GEREKSİZ EK KULLANIMI
a) Çokluk anlamı taşıyan sıfatla kurulan bir sıfat tamlamasında, ad, çoğul eki alırsa anlatım bozukluğu meydana gelir.
UYARI :
"-(s) ı" iyelik eki cümleye "onun" anlamını katar. Bu ekin gereksiz olup olmadığını anlamak için sözcüğe "onun" zamiri eklenir. Cümleyi bozuyor¬sa ek gereksizdir, bozmuyorsa gereklidir.
• Adam, konuşmasını bilmiyor.
Adam, (onun) konuşmasını bilmiyor. ("Onun" zamiri sözcüğe getirildiğinde cümle bozuldu."-(s) ı" iyelik ekinin kullanılması gereksizdir. Cümle "Adam, konuşmayı bilmiyor." şeklinde olmalıdır.)
• Müzikle uğraşmasından gurur duyuyorum.
(Onun) Müzikle uğraşmasından gurur duyuyorum. ("onun" zamiri cümleyi bozmadı. Anlatım bozukluğu yok. İyelik eki doğru kullanılmıştır.)
4. YANLIŞ ANLAMDA SÖZCÜK KULLANIMI
Her sözün bir ya da birkaç anlamı vardır. Sözcükleri ve söz öbeklerini anlam inceliklerine dikkat etmeden kullanmak anlatım bozukluğuna yol açar. Bu nedenle istenen düşünceyi karşılayacak en doğru sözü seçmek anlatımda çok önemlidir.
Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcükler anlam inceliğine dikkat edilmediğinden kullanıldığı için an¬latım bozukluğu meydana gelmiştir.
• Senin sayende bütün gün sokakta kaldım.
("sayende" sözcüğü "yardımınla" anlamına gelmektedir. Bu nedenle olumlu durumlar için kullanılır. Cümleye "sayende" yerine "yüzünden" sözcüğü getirilmelidir.)
• Doğalgaz fiyatlarının pahalı olması bütçemizi olumsuz etkiledi.


Şimdi aşağıdaki örneği inceleyelim :
Birçok yanlışların var, bunları düzeltmen zaman ala¬cak.
(Cümledeki altı çizili ek gereksiz kullanılmıştır. Çün¬kü "birçok" sözcüğü çokluk anlamı taşıyan bir sıfat¬tır, bu nedenle sıfat tamlaması "birçok yanlışlar" de¬ğil "birçok yanlış" şeklinde kurulmalıdır.)
Kime ya da neye ait olduğunun belirtilmesine gerek olmayan varlık ve kavramları tekil 3. kişiye ait iyelik eki olan "-(s) ı" ile kullanmak anlatımı bozar.
Şimdi aşağıdaki örneği inceleyelim :
Herhangi bir konuda tartışmasını hiç bilmiyoruz.
b)
(Cümledeki altı çizili "-(s) ı" iyelik eki gereksiz kulla¬nılmıştır. Çünkü bu ek cümledeki "tartışma" sözcü¬ğünün "kime, neye" ait olduğunu bildirmez.) Cümle "... tartışmayı hiç bilmiyoruz." şeklinde olmalıdır.
(Fiyatlar "pahalı" olmaz, "yüksek" ya da "düşük" olur. Cümle, "Doğalgaz fiyatlarının yüksek olması bütçemizi olumsuz etkiledi." şeklinde düzeltilebilir.)
• Her insanın en büyük kaygısı toplumda saygın bir yer edinmektedir.
(Saygın bir yer edinmek "kaygı" duyulacak bir du¬rum değildir, "kaygısı" sözcüğü yanlış anlamda kul¬lanılmıştır. Onun yerine "isteği" sözcüğü kullanıla¬bilir.)
• Yıldan yıla biriken borçlar, ülkenin ekonomik yön¬den dışa bağımlılığını sağladı.
("sağlamak" elde edilmesi istenen bir şeyi olumlu bir sonuca ulaştırmaktır. Cümlede olumsuz bir du¬rumdan söz edildiği için "sağladı" yerine "yol açtı" ya da "neden oldu" sözü kullanılmalıdır.)

• Bazılarımız, bu durumun uzun sürmeyeceğini savundu.
("savunmak", "müdafaa etmek" anlamında kullanı¬lır. Bu, bir saldırıya ya da düşünceye karşı yapılan bir davranıştır. Cümlede savunulacak bir durum ol¬madığına göre "savundu" yerine "ileri sürdü" ya da "belirtti" sözü kullanılmalıdır.)
• Kaldırımlarda boyacılar vardı; hepsinin eli yüzü, üs¬tü başı boyaya bezenmişti.
("Bezenmek", "süslenmek" anlamına gelir. Sözcük anlam inceliği gözetilmeden kullanılmıştır. Çünkü bu cümlede "süslenmek" söz konusu değildir. Onun yerine "bulanmıştı" sözcüğü kullanılmalıdır.)
• Bu küçümsediğin para bize bir ay yetiyor, ("küçümsemek" hor görmek anlamına gelir. Para nicel bir sözcük olduğu için küçümsenmez, "azım- sanır" yani az görülür. Cümle "Bu azımsadığın para, bize bir ay yetiyor." olmalıdır.)
5. BİRBİRİNE KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER
Aynı kökten gelen ve ses bakımından birbirine yakın olan sözcüklerin karıştırılması anlatım bozukluğuna yol açar.
Aşağıda birbirine karıştırılan sözcüklerin kulla¬nıldığı bazı örneklere yer verilmiştir:
• Yazarın kendine özel anlatımı bu eserde de görülü¬yor.
özel: Yalnız bir kişiye, bir şeye ait olan, hususi özgü : Yalnız onda bulunan, kendine has olan Bu cümlede "özel" yerine "özgü" sözcüğü kullanıl¬malıdır.
• Başkan seçiminde beş üye çekingen kaldı, çekingen : Sıkılgan, ürkek
çekimser : Oy vermekten kaçınan Bu cümlede "çekingen" yerine "çekimser" sözcüğü kullanılmalıdır.
• Katilin resmini çeken adam onu gazetecilere ver¬miş.
resim : Bir kişi tarafından çizilir, fotoğraf : Fotoğraf makinesiyle çekilir. Bu cümlede "resim" yerine "fotoğraf" sözcüğü kul¬lanılmalıdır.
• Olayların büyüme olanağı artıyor, olanak : İmkân, uygun koşul
olasılık : İhtimal, bir şeyin olabilme durumu, olası
Bu cümlede "olanak" yerine "olasılık" sözcüğü kul¬lanılmalıdır.
• İkisi arasındaki ayrıntı açıkça görülüyor, ayrıntı: İncelik, detay
ayrım : fark
Bu Gümlede "ayrıntı" yerine "ayrım" kullanılmalıdır.
6. ANLAMCA ÇELİŞEN SÖZCÜK KULLANIMI
Bir cümiede "kesinlik" bildiren bir sözle "olasılık" ve "belirsizlik" bildiren bir sözün birlikte kullanılması anlatı¬mın açıklığını bozar. Yani, cümlenin anlaşılmasını güçleş¬tirir.
Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözlerin bir arada kullanılması anlatımı bozmuştur:
• Sanıyorum öğleden sonra kesin gelir.
(Cümlede "sanıyorum" sözcüğü belirsizlik, "kesin" sözcüğü de kesinlik bildirdiği için anlam belirsizliği meydana gelmiş. Cümlede sözü edilen kişi "kesin olarak" gelecek mi; yoksa gelip gelmeyeceği "belli değil" mi?)
• Seninle aşağı yukarı tam beş yıldır görüşemiyoruz.
(Cümlede "aşağı yukarı" sözü yaklaşıklık, "tam" sözcüğü ise kesinlik bildirmektedir. Bu durum an¬lamda bulanıklığa neden olmuştur.)
• Hiç kuşkusuz Türk sanat müziğini de seviyor olmalı.
(Cümlede "hiç kuşkusuz" sözü kesinlik "seviyor ol¬malı" sözü olasılık bildirdiği için anlam belirsizliği meydana gelmiş.
• Size bu olayın ayrıntılarını kısaca anlatıyorum.
(Cümlede "ayrıntı" sözcüğü detaylı anlatmak anla¬mına gelir, bu nedenle "kısaca" sözcüğüyle çelişe¬rek anlam bulanıklığına yol açar.)
• Artık yavaş yavaş eşyalarını toplavıverelim.
(Cümlede toplayıverelim tezlik bildirir, "yavaş ya¬vaş" sözü bu sözcükle çeliştiği için anlatım bozuk¬luğu meydana gelmiştir.)
7. SÖZCÜĞÜN YANLIŞ YERDE
KULLANIMI
Sözcüklerin ve sözlerin cümle içinde bulunması ge¬reken yerden başka bir yerde kullanılması, bazen anlam bulanıklığına bazen de amacın dışında bir anlamın orta¬ya çıkmasına yol açar. Bu nedenle, özellikle sıfat ve zarf görevli sözlerin kullanıldığı yerlere özen gösterilmelidir.
Aşağıdaki altı çizili sözcük ve sözler yanlış yer¬de kullanılmıştır.
~ -V
• Özel bayram indiriminden biz de yararlandık.
(Cümlede "özel" sözcüğünün yeri amaca uygun de¬ğildir. Burada sözü edilen "özel bayram" değil, "özel indiriırT'dir.)
• Her çeşit yasa dışı faaliyete karşı duyarlı olmalıyız.
(Cümlede "her çeşit" sözünün yeri değiştirilmelidir. Burada sözü edilen "her çeşit yasa" değil, "her çe¬şit faaliyet"tir.)
• Konu, basımı bitmekte olan kitabîn birinci cildinde yer alıyor.
(Cümlede bir anlam belirsizliği vardır, "basımı bit¬mekte olan" bütün kitap mıdır, yoksa kitabın birinci cildi mi, belli olmuyor, "basımı bitmekte olan" sözü, "birinci cildinde" sözünden önce getirilerek anlatım belirsizliği düzeltilebilir.)
• Bu gün yirminci evlilik yıldönümümüzü kutlayaca¬ğız.
(Cümlede sözü edilen "yirminci evlilik" değil, "yir¬minci yıldönümü" dür. Cümle bu haliyle "evliliğin yirmi defa yapılmış olduğu" gibi bir yanlış anlamaya yol açabilir. Cümleyi "Bugün, evliliğimizin yirminci yıldönümünü kutlayacağız." şeklinde düzeltebiliriz.)
• Yeni otobüse binmiştim ki telefonum çaldı.
("yeni" olan otobüs değil, "binme" eylemidir. Cüm¬le "Otobüse yeni binmiştim ki telefonum çaldı." şek¬linde olmalıdır.)
8. YANLIŞ YAPILANDIRILIMIŞ SÖZCÜK
KULLANIMI
Sözcüklerin kalıplarının bozulması, gereksiz ya da eksik ek kullanımı gibi nedenlerle dilbilgisi kurallarına ay¬kırı olarak yapılandırılmış sözcükler anlatım bozukluğuna yol açar.
Aşağıdaki yanlış yapılandırılmış sözcükleri ince¬leyelim.
• Annem bir yıldır pehriz yapıyor.
(Cümledeki "pehriz" sözcüğünün kalıbı bozularak yanlış yapılandırılmıştır. Sözcük "perhiz" şeklinde kullanılmalıdır.)
• Hoşgörünün bir erdemlik olduğunu söyledi.
("erdem" fazilet anlamına gelen bir sözcüktür, "fazi¬letli olmak" sözcüğünün Türkçesi "erdemlilik"tir. Bu cümlede ya sadece "erdem" ya da "erdemlilik" de¬mek gerekirdi.)
• Sosyal huzurun bozulmaması, yargıç güvenceli- ğinin zedelenmemesi, büyük önem taşır.
(Türkçede "güvencelik" diye bir sözcük yoktur. Sözcükteki "-lık" eki yanlış yerde kullanılmıştır. Söz "yargıç güvenceliği" yerine "yargıçlık güvencesi" şeklinde olmalıdır.)
• Köylü gençlerin kurduğu bu dernek, bölgeye yesye- ru. hizmetler sundu.
("Yesyeni" sözcüğünde yanlış yapılandırma söz ko¬nusudur. Sözcük "yepyeni" şeklinde olmalıdır.)
9. KİŞİ ZAMİRİNİN EKSİK KULLANIMI
Bazı cümlelerde kişi zamirinin kullanılması anlam bulanıklağına yol açar. Cümlede bir sözcüğün neye ya da hangi kişiye ait olduğu çıkarılamıyorsa kişi zamirinin mutlaka kullanılması gerekir.
Zamir konusu dergimizin ileriki sayılarında işlene¬cektir.
Aşağıdaki cümlelerde kişi zamiri eksikliğinden oluşan anlatım bulanıklığı vardır :
• Yarışmayı kazandığına sevindim.
(Cümlede yarışmayı kimin kazandığı belli değil. "Onun yarışmayı kazandığına mı sevindim." yoksa "Senin yarışmayı kazandığına mı sevindim." belli değil. Bu nedenle belirtilen kişi zamirlerinden biri cümleye mutlaka getirilmelidir.)
• Kaybolan kitabını görmedim.
(Cümlede kaybolan kitabın kime ait olduğu belirsiz. "Senin kaybolan kitabını mı görmedim." yoksa "Onun kaybolan kitabını mı görmedim." belli değil. Bu nedenle belirlenen kişi zamirlerinden biri cümle¬ye getirilmelidir.)
• Sinirleri iyice bozulmuş.
Onun sinirleri iyice bozulmuş.
Kendi sinirleri iyice bozulmuş.
Altı çizili zamirlerden birinin bu cümleye getirilmesi anlam bulanıklığını ortadan kaldırır.)
10. DEYİMLERİN YANLIŞ KULLANIMI
Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Bir deyimin kalıbının bozulması ve cümlenin anlamına uygun kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar.
Aşağıdaki cümlelerde deyimlerin yanlış kullanıl¬ması anlatım bozukluğuna yol açmıştır.
• Bu işi tereyağından kıl çıkarır gibi hallettik.
(Cümledeki deyimin doğru kullanılışı "tereyağından kıl çekmek" tir. Görüldüğü gibi deyimin kalıbı bozu¬larak anlatım bozukluğu yapılmıştır.)
• Birkaç gündür yüzünden dökülen bin parça; neler oluyor?
(Cümledeki deyimin doğru kullanılışı "yüzünden dü¬şen bin parça"dır. Cümlede deyimin kalıbı bozula¬rak anlatım bozukluğu yapılmıştır.)
•Davetli listesine kendine yakın kişileri alarak şim¬şekleri üzerinde topladı.
(Cümledeki deyimin doğru kullanılışı "şimşekleri üzerinde çekmek"tir. Deyimin yapısı bozularak an¬latım bozukluğu yapılmıştır.)
• O, her zaman yerli yerinde davranır, her işe burnu¬nu sokardı.
("Her işe burnunu sokmak" kendiyle ilgisi bulunma¬yan işe karışmak, anlamına gelir. Her zaman yerli yerinde davranan biri kendiyle ilgisi olmayan işlere karışmaz. Öyleyse deyim, cümlenin anlamına uy¬gun kullanılmamıştır.)
• Polis, suçluların üstesinden geleceğini söyledi.
("Üstesinden gelmek", bir işi başarmak, demektir. "Suçlular" başarılacak bir iş değil, "hakkından geli¬necek" kişilerdir. "Üstesinden gelmek", "hakkından gelmek" deyiminin yerine kullanılarak anlatım bozukluğu yapılmıştır.)
UYARI :
Deyimlerin kalıplarının bozulmasının anlatım bozukluğuna yol açtığını belirttik. Aynı durum atasözleri için de geçerlidir.
"Su testisi çeşme yolunda kırılır." Yanlış "Su testisi su yolunda kırılır." Doğru "Ateş değdiği yeri yakar." Yanlış "Ateş düştüğü yeri yakar." Doğru
11. TAMLAMA YANLIŞLARI
Dilimizdeki ad ve sıfat tamlamalarının tamlama kurallarına uygun olarak oluşturulmaması anlatım bozukluğuna neden olur, cümlenin kolayca anlaşılmasını engeller.
a) Ad tamlamalarında kullanılan tamlama öğelerinin ve eklerinin uyumlu olmaması, bu eklerin eksik ya da gereksiz kullanılması anlatım bozukluklarına yol açmaktadır.
Aşağıdaki cümlelerde ad tamlamalarında görülen anlatım bozukluklarına yer verilmiştir.
• İyi bir öğretmen, öğrencilerini iyi tanıması gerekir.
(Cümlede "tanıması" sözcüğü belirtili ad tamlamasının tamlananıdır. Tamlayanı ise "öğretmen" sözcüğüdür. Ancak bu tamlamada bulunması gereken "-in" tamlayan ekinin eksikliği anlatım bozukluğu nedenidir. Cümle "İyi bir öğretmenin, öğrencilerini iyi tanıması gerekir." Şeklinde düzeltilebilir.)
• Ormanda yaptığımız kamp sırasında hayvanların, böceklerin, kuşların ötüşü bizi biraz rahatsız etti.
(Bu cümlede birden çok tamlayanı olan bir belirtili ad tamlaması kullanılmıştır.

"hayvanların, böceklerin, kuşların ötüşü
Tamlayan Tamlayan Tamlayan Tamlanan

Cümledeki "böceklerin ötüşü" ve "kuşların ötüşü" tamlamalarında bir uyumsuzluk yok. Ancak "hayvanların ötüşü" tamlamasında bir uyumsuzluk söz konusu. Çünkü hayvanlar (geyikler, sincaplar...) ötmez. Burada bir tamlayan eksikliği vardır. Cümle- "Ormanda yaptığımız kamp sırasında hayvanların sesi, böceklerin ve kuşların ötüşü bizi biraz rahatsız etti." şeklinde düzeltilebilir.
• Daha yemek yapmasını bile öğrenemedi.
("Yemek yapmasını" sözündeki altı çizili tamlanan eki gereksiz kullanılmıştır. Çünkü bu sözün bir tam- layanı yoktur. Sözün "yemek yapmayı" şeklinde ol¬ması gerekir.
b) Sayı sıfatları ve çokluk bildiren belgisiz sıfatlarla yapılan sıfat tamlamalarının tamlananı tekil olur. Aksi durumda bu tamlamaların kullanıldığı cümlelerde anlatım bozukluğu meydana gelir.
• Bu günlerde birkaç projeler üzerinde çalışıyoruz.
(Cümledeki "birkaç projeler" tamlamasında sıfat çokluk bildirdiği için "projeler" sözcüğü "proje" şeklinde yazılmalıdır.
• Her tür kitaplar (Yanlış) Her tür kitap (Doğru)
• İki farklı kişilikler (Yanlış) iki farklı kişilik (Doğru)
c) Ad ve sıfat için ortak tamlanan kullanılması anlatımı bozar. Ad ve sıfat için ayrı ayrı tamlanan olmalıdır.
• Olumlu, olumsuz ve soru cümlelerini işleyeceğiz.
(Bu cümlede tamlayan eksikliği vardır. Çünkü "olumlu, olumsuz" sözcükleri sıfattır. "Soru cümleleri" ise bir ad tamlamasıdır. Bu ad tamlamasının tamlananı sıfatların tamlananı olamaz. Bu nedenle "olumlu, olumsuz" sözcüklerin başka bir tamlanan alması gerekir. Aksi halde anlatım bozukluğu gelir. Cümle "Olumlu, olumsuz cümleler ve soru cümlelerini işleyeceğiz." şeklinde olmalıdır.)
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla  Gönder 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Masal Nedir Masalların Özellikleri PuLeRi 8 174,010 02-02-12 11:46 AM
Son Mesaj: PuLeRi
  Hikaye nedir? Hikayenin özellikleri nelerdir? akbaba 4 14,602 21-10-10 02:43 PM
Son Mesaj: OpTooM
  makale nedir makale örnekleri slayt PuLeRi 1 5,082 08-05-10 10:54 PM
Son Mesaj: thcn
  biyografi nedir otobiyografi nedir örnekleri slayt PuLeRi 5 7,886 16-12-09 01:33 PM
Son Mesaj: OpTooM
  Tasvir Nedir? akbaba 0 1,853 12-11-09 04:10 PM
Son Mesaj: akbaba
  ANLAM NEDİR-TEMEL ANLAM NEDİR akbaba 1 3,801 04-11-09 08:04 PM
Son Mesaj: OpTooM
  Türk Dili 1 Kelime ve Kelime Çeşitleri Ders Notu OpTooM 1 1,779 01-11-09 07:10 PM
Son Mesaj: mirwe
  Roman Türleri Roman Çeşitleri PuLeRi 0 3,598 08-03-09 03:02 PM
Son Mesaj: PuLeRi
  Hikaye Öykü Roman Çeşitleri PuLeRi 0 7,485 08-03-09 02:44 PM
Son Mesaj: PuLeRi
  Makale Nedir? OpTooM 0 1,705 20-12-08 07:58 PM
Son Mesaj: OpTooM
  Yazı türü olarak Fıkra nedir? OpTooM 0 2,373 20-12-08 02:18 PM
Son Mesaj: OpTooM
  Yazı türü olarak Haber nedir? OpTooM 0 4,215 20-12-08 02:15 PM
Son Mesaj: OpTooM
  Dil ve Anlatım Sınav Soruları OpTooM 0 1,503 20-12-08 01:44 PM
Son Mesaj: OpTooM

Forum'a Git: