Özel Arama
|
|
Konu Görünümü | Doğrusal Görünüm
Amasya tanıtım
|
|
05-08-10, 02:03 PM
(Bu Mesaj 05-08-10 03:27 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : akbaba.)
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Amasya tanıtım
Amasya, Yeşilırmak'ın Tokat ırmağı da denilen anakolu üzerinde kurulmuş bir şehirdir. Deniz düzeyinden 400 m. yüksekte kurulmuş olan Amasya, Tersakan çayının Yeşilırmak'a karıştığı yerin 2 km. kadar güneyinde, ırmağın açtığı dar ve uzun bir boğazda, ırmağın iki yakasında yerleşmiştir. Boğazın kuzey ve güneyinde dimdik kayalar yükselir. Güneydeki kayalığa Ferhat dağı adı verilir. Bunun biraz doğusunda da Lokman dağı yer alır.
Kuzeyde, yani ırmağın sol kıyısında yükselen Kral dağında kral mezarları vardır. Şehrin kuzeye düşen eski bölümü, bu dağın eteğinde ince bir şerit halinde uzanır. Hükümet konağı, saat kulesi ve belediye binası ve istasyon buradadır. Daha geniş olan güneydeki yeni şehir ise, ırmağın sol yakasında ve Ferhat dağı eteğine doğru basamak halinde yükselir. Selçuklu ve Osmanlı devirleri eserlerinin çoğu ile şehrin çarşısı bu yandadır. Bu kısmın ortasına rastlayan mahalleler 1915'te yanmış olduğundan yerleri boş kalmış, ancak son yıllarda yeni yapılan binalarla dolmaya başlamıştır. Şehrin iki yakası eski ve yeni muhtelif köprülerle birbirine bağlıdır: Meydan köprüsü, Maydanos köprüsü, Hükümet köprüsü (eski adı Helkis-Selkis), Kuşköprü (Kunç), Alçakköprü... gibi. Yeşilırmak'ın sağ yanında şimdi ancak yıkıntısı kalan Osmanoğullarının sarayının bulunduğu Saraydüzü, güzel bir mesire yeridir. Pirler ve Belediye parkı da halkın gezinti yeridir. Ünlü halk masalı kahramanı Ferhat'ın dağı delip şehre akıttığı eski kemerler de Amasya'dadır. Ferhat su kemerleri, efsaneye göre, Şirin'in aşkı uğruna Ferhat tarafından yapılmıştır. Amasya ilinin yüzölçümü 5520 km2 dir. İlçeleri: Göynücek, Gümüşhacıköy, Merzifon, Suluova (Suluca), Taşova (Yenişenbükü) dır. İl topraklarının doğu ve kuzey yönleri dağlıktır. Batı ve kuzey-batı yönleriyse ovalıktır. İlin doğu kesimlerine «Taşova» adı verilen ova sokulur. İlin batı kesimlerinde de Suluova adı verilen ova bulunur, İki ova arasında Akdağ (2062 m.) yükselir. İlin en önemli akarsuyu Yeşilırmak'tır. Bunun kolları olan Kelkit, Tersakan ve Çekerek ırmakları da, Amasya'da Yeşilırmak'a karışır. İlin en önemli gölü Borabay gölüdür. Bu göl alabalığı ve çevresindeki güzel ağaçlarıyle ünlüdür. Yaz aylarında burada kamp kurulur, ayrıca dinlenme evleri de yapılmıştır. Amasya ili, iklim bakımından iki ayrı özellik gösterir. Güneyde tam bir yayla iklimi, kuzeyde ise güneye bakarak daha sert bir iklim hâkimdir. Dağların yüksek kesimleri dışında kışlar ılık geçer. Yazlar sıcaktır. Amasya şehrini, kuzeyindeki Akdağ, kuzeyden gelen soğuk rüzgârlara karşı korur, Sıcaklık yazın 30C ye kadar yükselir.Amasya, yurdumuzun en az yağış alan köşelerinden biridir. Yağışlar en çok kış aylarında olur. İlin tarıma elverişli toprakları Suluova ve Zara ovalarıdır. İlin başlıca ürünü buğday, arpa, mısır, fasulye, nohut, mercimek, kenevir, haşhaş, şekerpancarı ve tütündür. Meyvecilik de büyük bir gelişme göstermiştir. Amasya, elmasıyle ün yapmıştır. Çevrede küçük el tezgâhları ve bir de şeker fabrikası vardır. Samsun demiryolu ve Devlet karayolları il topraklarından geçer ve yöreyi Amasya'ya bağlar. Amasya'nın tarihi M.Ö. 4000 yıllarına kadar uzanır. Amasyalı Yunan tarihçisi Strabon'a göre şehir, Amazonlardan Amasis tarafından kurulduğu için, Ameseia adı verilmiştir. Hititlerin ve Asurlularm egemenliğinde kalan şehir, M.Ö. III. yüzyılda Pontos krallığına geçmiş ve başkent olmuştur. Amasya kalesin-deki oyuklar ve kral mezarları buna tanıklık etmektedir. Gerçekten Amasya, ilk tarihî önemini Büyük İskender'den sonra Pontos krallığının beşiği olmakla kazanmıştır. Mithradates I., burasını başkent yapmış ve Amasya, bu devlete iki yüz yıl başkentlik etmiştir. Bundan sonra kral Mithradates V., başkenti Amasya'dan Sinop'a aktarmıştır. Romalılar, Pontos krallığını yenilgiye uğratınca Amasya, bir Anadolu eyaleti durumuna gelmiştir. Bizans devri A-masya için bir gelişme devri olmuştur. İmparator Justinianus, şehri yeni baştan onartmıştır. Amasya ve çevresi, 1071 Malazgirt zaferinden az sonra, Danişment Gazi tarafından ele geçirilmiş ve Danişmentlilerin başkenti olmuştur. Bu devirde şehir bir bilim merkezi halini almış; camiler, medreseler ve hastaneler yapılmıştır. Danişmentlilerin egemenliği, buraların Kılıçarslan II. (1156-1192) tarafından alınmasına kadar sürmüştür Devletin Kılıçarslan'm oğulları arasında paylaşılması (1193) üzerine Amasya, Melik Nizamettin Argun Şaha düşmüştür. Kösedağ savaşında Selçuklular Moğollara yenilince Amasya, önce Moğollara, sonra da İlhanlılara geçmiştir. İlhanlı egemenliği zamanında, Anadolu'nun başlıca merkezlerinden biri olmuştur. İlhanlı devleti yıkılınca, İlhanlıların son Anadolu valisi Ertena Bey, Anadolu'da bir devlet kurmuş, Amasya da bu devlete katılmıştır. Ertenaoğullarının yerine geçen Kadı Burhanettin Ahmet, Amasya üzerinde hak iddia etmişse de Ertena'nın siyasî mirasçısı olarak ortaya çıkan emirlerinden Hacı Şatgeldi Paşa tarafından başkent yapılmıştır. Şatgeldi Paşa Kadı Burhanettin'in saldırılarına karşı koymuş, fakat sonunda yenilerek ölmüştür. Bununla beraber Amasya, Şatgeldi'nin oğlu Ahmet'in elinde kalmıştır. Emir Ahmet de bir süre Kadı Burhanettin'le uğraşmıştır. Ahmet'in bozguna uğratılması üzerine Yıldırım Beyazıt, Kadı Burhanettin'i yenerek Amasya ve yöresini Osmanlı topraklarına katmıştır (1389). 1402 An¬kara savaşından sonra Yıldırım'ın oğullarından Mehmet Çelebi, Amasya'yı kendine merkez yapmıştır. Amasya, bundan sonra önemli bir şehir niteliğini kazanmıştır. Çelebi Sultan Mehmet'in oğlu ve Fatih'in babası Murat II. ile, Yavuz Sultan Selim bu şehirde doğmuşlardır. Amasya, Meşrutiyet devrinde Sivas'a bağlı bir mutasarrıflıktı. Cumhuriyetin ilânından sonra bütün mutasarrıflıklar il adını alınca Amasya da il olmuştur. XV. yüzyıl sonları ile XVI. yüzyıl başlarında şehir en parlak devrini yaşamış ve değerli kişiler yetiştirmiştir. Tarihçi ve musikişinas Şükrullah, hattat Şeyh Hamdullah, şair Cafer ve Sadi Çelebiler, büyük bilgin Müeyyetzade Abdurrahman Çelebi, Şeyhülislâm Zembilli Ali Efendi bunlardandır. Anadolu'nun en önemli kentlerinden Amasya, bugün de eski kimliğini koruyabilen sayılı yerlerden biridir. Hızla değişen diğer kentler arasında eski bir yerleşmenin genel çizgilerini saklayan Amasya, anıtlanyle de göz doldurmaktadır. Burada Yeşilırmak boyunca vadinin iki tarafında sıralanan anıtlar, çeşitli çağlardan örnekler vermektedir. İlk bakışta dikkati çeken kalesi Yeşilırmak'ın kuzey kısmında ırmağa dik inen kayalar üstündedir. Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı demirlerinde «devamlı elden geçmiş, içinde çeşitli yapılar yapılmıştır. Cami başta olmak üzere, yeraltı yolları ve sarnıçlar bugün de yer yer görülebilmektedir. Kalenin Belkis, Saray, Maydanos, Meydan âdiyle anılan dört kapısı vardı. Bu arada üzerinde durulması gereken önemli kalıntılardan biri de kaya mezarlardır. Bunlardan en dikkati çekeni Amasya'nın iki kilometre kuzeyinde Hellenistik devirlerden kalan Aynalı mağaradır. XI. yüzyılda mesken olarak kullanıldığı sırada her tarafı resimlerle bezenmiştir. Ayrıca Aynalı mağara dışında kentin güneyinde yine Hellenistik devirden kalma çeşitli boyutlarda 18 mezar daha vardır. Bunlar sert granit kayalara oyulmuş, dış yüzleri mimarinin kurallarına uygun şekiller almıştır. Hellenistik devrin kalıntılarının yanı sıra Bizans devrine ait kalıntılar da kentin bazı yerlerinde görülmektedir, fakat çoğu yıkılmış durumdadır. Bunlardan Danişmentliler devrinde camiye çevrilen Fethiye camisi de durumunu koruyamamaşır. Kentin genel çizgilerini almaya başladığı Selçuklu devrinden birçok anıt bugün ayaktadır. Bunlardan 1225 tarihli Halifet Gazi türbesi zengin bezemeli ön. cephesiyle önemli bir yapıdır. Yer yer devşirme malzemenin kullanıldığı bu yapının bitişiğinde bulunan medrese yıkılmış ve yalnız ön cephesinden bazı temeller kalmıştır. Amasya valisi Seyfettin Turumtay'ın 1266-1267 yıllarında yaptırdığı ileri sürülen Gökmedrese camisi ise her bakımdan önem taşımaktadır. Cami ve medrese olarak kullanılmış olması mümkün bu yapı, köşelerde yuvarlak kuleler ve ana kapının iki tarafında yer alan süslü pencerelerle zengin bir ön cepheye sahiptir. Ön cephe kadar süslü bir kısım da kümbetidir. Mozaik çinüerle süslü bu kümbetin kırık piramidal kü¬lahı az rastlanır bir görünüştedir. Külahın üst kısmı yıkılmış olsa da kalan kısımlar durumu bütün açıklığıyla göstermektedir. Bunun tam karşısında yer alan Turumtay türbesi 1278-1279 yıllarında Seyfettin Turumtay tarafmdan yaptırılmıştır. Anadolu'da görülen türbeler içinde özel bir yer alan bu türbe, planı ve süslemesiyle göz doldurmaktadır. İki "katlı ve yandan merdivenle çıkılan bu yapının ana mekânı tek bir beşik tonozla örtülüdür. İçinde mumyalanmış birçok ceset bulunmaktadır. 1237-1247 araşma tarihlenen Burmak minare camisi, birçok defa onarılmış ve elden geçirilmiş bir yapı olmasına rağmen, ana özelliklerini koruyabilmişti. Necmettin Ferruh Bey tarafından yaptırılmış olan bu caminin en belirgin tarafı Burmalı minaresidir. Bu tip minareler Anadolu'da sayılıdır. Bu da bunların zengin örneklerinden biridir. Amasya'nın en tanınmış yunasından nki de nnln BünaYhane (Tımarhane) dir. Akıl hastaları için yapılmış bu yapı, son yıllarda biraz onarılarak kurtarılmaya çalışılmışsa da, tümüyle onarım beklemektedir. İlhanlı sultanı Olcayto Hü-dabende'nin karısı Udus Hatun'un kölesi olan Abdullah oğlu Anber tarafından 1308-1309 yıllarında yaptırılmıştır. Selçuklu geleneğine sıkı sıkıya bağlı olan bu sağlıkevi zengin bir ön cepheye sahiptir. Ayrıca ana kapının üzerine yerleştirilen oturmuş bir insan figüüyle dikkati çekmektedir. Tıp medresesi ve hastanesi olarak düşünülen bu yapı, süslemenin ve mimarî birimlerin çok iyi düzenlenmesi yüzünden zengin görünüşlere ulaşmıştır. XIV. yüzyılın ortalarına doğru yapılmış olması muhtemel bir yapı da Sultan Mesut türbesidir. Anadolu'da sayılı örneklerine rastladığımız ve eyvan tipi türbeler olarak nitelenen bir grup yapı içinde, değişik örneklerden biri olarak beliren bu türbenin, ikinci bir benzeri yoktur. Ön yüzü çok değişik bir içimde düzenlenmiştir. İçinde Sultan Mesut I. ve bazı Selçuklu şehzadelerinin yattığı söylentisi vardır; fakat elde kesin bir belge yoktur. Amasya'da bu biçimde olmakla beraber çok yalın bir görünüşe sahip iki türbe daha vardır. Bunlardan Katürbesi, XIV. yüzyılın ikinci yarısına, Şadgeldi Paşa türbesi 1381-1382 yılma aittir. Bu yapıların yanı sıra Osmanlı devrinde yapılanların sayısı da oldukça . Birbirinden önemli yapılar Erken Osmanlı ve Klasik Osmanlı devri yapı geleneğini bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır. 141S tarihli Beyazıt Paşa, 1430 tarihli Yörgüç Paşa, 1413 tarihli Çilehan camisi, 1485 tarihli Sofular camisi, 1488 tarihli Büyük Ağa medresesi, 1486 tarihli Sultan Beyazıt camisi, aynı tarihli Mehmet Paşa camisi, 1483 tarihli Bedesten,1418 tarihli Şehzadeler türbesi, başta gelen eserlerdir. Ayrıca 1371 tarihli Saraçhane camisi, 1465 tarihli Hızır Paşa cami ve hamamı, 1484 tarihli Ayas Ağa camisi, 1487 tarihli Pir Üyas türbesi, 1513 tarihli Şehzade Osman türbesi, 1509 tarihli Hatuniye camisi ve hamamı, Alçak, Çağlayan, Kuş, Meydan, May köprüleri, 1758 tarihli Taşhan, üzerinde önemle durulacak nitelikte eserlerdir. Osmanlı İmparatorluğunun başlıca merkezlerinden biri olmasından dolayı ayrıca burada şehzadeler için Yeşilırmak'ın sağ kıyısında bir de saray yaptırılmış, fakat hemen hemen bütünüyle yıkılmıştır. Beyler sarayı denilen bu sarayda bir harem dairesi, bir selâmlık, ağalara mahsus üç büyük daire, iki hamam, iki mutfak ve her birinde mermer bir havuz bulunan iki büyük bahçe vardı. Sarayın çevresi yüksek duvarlarla çevriliydi. Burası 1734, 1825, 1939'daki depremlerde zarar görmüştür. Sarayın yanı sıra konusu edilebilecek diğer bir nokta da evlerdir. Bugün Yeşilırmak'ın iki yanında yer alan evler, her gün özelliklerini yitirmekle beraber,koruma altına alınmış ve restorasyon çalışmaları yapılmıştır. Türk sivil mamarîsinin en güzel örnekleri olan evler günümüze ulaşmıştır. Planlan, dış ve iç görünüşleriyle sivil mimarimizin gelişmesinde birer adım olan bu evler, görülmeye değerdir. Amasya'da çeşitli devirlerde ortaya konan anıtlar Anadolu'da gelişen Türk en önemli basamak yapılarıdır. devrindeki cami ve türbeler planlarıyle ve süslemeleriyle göz doldurmakta, aynı gelenek Os¬manlılar devrinde de devam etmektedir. Zaman zaman ortaya çıkan örneklerin diğer bir benzerini bulmak güç olmaktadır. Bu konuda en güzel örneklerden biri, Sultan Mesut türbesi ve üyük Ağa medresesidir. Sultan Mesut türbesnin ön cephesinin, Büyük Ağa medresesinin sekizgen planının başka bir ön örneği daha yoktur. Bunların yanı sıra yine plan ve süsleme yönünden birçok yenilikler bu kentin repertuarında birbirini kovalamıştır. Zaten kentin kuruluşu ve gelişimi de şehircilik yönünden başlı başına bir inceleme konusudur :exclamation: |
|||
|
|
| Benzeyen Konular | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Gösterim: | Son Mesaj | |
| Alanya Tanıtım yazısı | akbaba | 1 | 625 |
20-07-10 05:29 PM Son Mesaj: OpTooM |
|
| Sivas Tanıtım | By_DuRdi | 6 | 2,994 |
22-12-08 01:49 PM Son Mesaj: By_DuRdi |
|





